|
Tarihçesi : Tarihi boyunca Pozantı’ ya çeşitli milletler tarafından değişik isimler verilmiştir. Pozantı’nın İlk çağlarda adı Pendonsis veya Pendosis idi. Araplar El Bedendum demişler, Türkler de Bozantı ismini vermişlerdir. Pozantı Gülek Boğazı yolu ile birçok milletlerin konup göçtüğü pendosis kalıntıları üzerine kurulmuş tarihi boyunca coğrafi konumdan dolayı önemli bir konak yeri özelliğini korumuştur. Pozantı ve çevresi Hititlerin Asurları Perslerin İskender’ in roma ve Bizans imparatorluğunun idaresinde kaldıktan sonra Arapların Anadolu ve İstanbul seferleri sırasında zaman zaman Müslümanların eline geçmiştir.Abbasiler devrinde bu bölgeye çok sayıda Türk aşiret ve boyu yerleştirildi. 1071 Malazgirt seferinden sonrada Türk toprağı oldu haçlı seferleri sırasında yeniden Bizanslıların eline geçen Pozantı 1375 de mısır Türk memluklularının toprağı oldu. Daha sonra ramazan oğulları beyliğinin sınırları içinde kaldı. Yavuz sultan selim’ in mısır seferi sırasında 1517 de Osmanlı topraklarına katılan Pozantı’ nın 1. dünya savaşı sırasında Bağdat demir yolu hattının buraya kadar uzanması ile önemi arttı. 25 Mayıs 1920 de Pozantı düşman işgalinden kurtarılmıştır. Savaştan sonra Adana’ nın Fransızlarca işgali üzerine 5 Ağustos 1920 Pozantı Kongresinden sonra il merkezi buraya taşındı.Pozantı il merkezinin tekrar Adana’ ya taşınması ile Bucak 1954 de ilçe oldu. İlçede geleneksel toplumsal yaşama bağlı olarak kültür de geleneksel yapıda sürmektedir. Yaylacılığın yoğunlaştığı 1985 yılından bu yana farklı kültürleri taşıyan insanların bir arada olması sonucu, şehirsel alanlar (Pozantı ve Akçatekir) ve yayla kesimlerinde (Alpu, Fındıklı, Kamışlı, Belemedik) kültürel değişimler gözlenmektedir. Ancak aynı bölge (Çukurova) insanları bir araya toplandığından, ciddi kültürel farklılık ve uyumsuzluk görülmemektedir. Tarih boyunca bir geçiş bölgesi olan Pozantı, önemli tarihi olaylara sahne olmuştur. Adana'nın kurtuluşunda yönetim merkezi olarak önemli hizmetler gören Pozantı Cumhuriyetten sonra Gelişmeye başlamıştır.İLÇENİN ÖNEMLİ TARİHİ ESERLERİ: 1—AKKÖPRÜ: <!--[if !vml]--> <!--[endif]--> Hemen yakınında bulunan Şekerpınarın dan dolayı Şekerpınarı köprüsü de denilen Akköprü bir ortaçağ köprüsüdür. Orta çağ tabiri belli bir tarih değildir.Romalılardan Fatih Sultan Mehmet’ e kadar çok geniş bir zamanı kapsar. Roma – Bizans kadar, İslam ve Selçuklular devride bu zaman içine girer ancak IX yüzyılda halife Mem’ munun Binansa karşı seferinde köprünün mevcut olduğu ( K:ENER ) kaynaklarda belirtildiğinden köprü bu tarihten önce ( 833 ) yapılmış olmalıdır. XIV. Yüzyılda Karaman oğullarının bir gümrük noktası olarak kullanılan Akköprü, XIV. Yüzyılda Gülek Beline hakim Koca Mehmet Paşa zamanında da onarılmış olduğu tahmin edilmektedir. XIX. Yüzyılda ise Mısırlı İbrahim Paşa tarafından onarıldığı ( A.JANKE ) tarihsel kaynaklarından anlaşılmaktadır. Köprü kagir ve tek gözlüdür. Boyu 83 metre, genişliği 5,70 metre ve kemer açıklığı 10,35 metredir. Her iki kıyıdan orta kemere doğru yükselen meyilli bir şekli vardır. T.C. mülki idare sınırlarına göre Adana Niğde il sınırında bulunmaktadır. Akköprü, Çiftehan – Pozantı demiryolu arasında ve demiryolunun hemen doğusunda bulunmaktadır. Köprü civarı oldukça sarp dağlarla kaplıdır. Köprünün hemen kuzeyinde şeker pınarı kaynağı ve şeker pınarı turistik lokantası karayolundan dinlenme yeridir. Köprü sarımtırak renkli kesme taşlarla yapılmıştır. Köprü geçirdiği onarımlar sayesinde günümüze kadar gelebilmiştir. Köprü zaman içinde pek çok onarım geçirmiştir. Ancak her onarımda aynı temeller üzerine kurulduğu ana hatta fazla bir değişiklik yapılmadığı söylenebilir. Köprüye ilişkin elde edilen en eski belge olarak 1970 yılında çekilen fotoğraflar bulunmaktadır. Köprünün 1982 ler de hasar gördüğü, ancak bu hasarların özellikle doğu taraftaki tempan ortaya çıktığı, köprünün kemerinde herhangi bir hasar olmadığı görülmektedir. 1984’ de yapılan onarımda, Adana – Ankara yolu tarafından köprünün tempon duvarlarının yükseltilerek ve korkuluk üzerine beyaz renkte tek parça taşlar konularak müdahaleler yapıldığı, ancak 1985’ de bu olumsuz müdahalelerin kaldırılarak köprüye 1900 yıllarındaki biçiminin verildiği ve taşıt trafiğine kapatılarak yaya amaçlı kullanıldığı görülmektedir. Bu son onarımlarda köprü tamponları moloz taş duvar tekniği ile çeşitli cinste ve büyüklük de taşlar kullanılarak örülmüştür. Ekim 1991 de olan taşkında köprü oldukça hasar görerek büyük bir kısmı yıkılmıştır. Yıllarca hasarlı olarak kalan Ak köprü Adana Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Kurulunun 13.07.1999 gün ve 3490 sayılı kararı ile onaylanarak rölöve, retitüsyon ve restorasyon projeleri doğrultusunda 2000 ve 2001 yıllarında restore edilerek günümüzdeki halini almıştır. 2—İBRAHİM PAŞA TABYASI : <!--[if !vml]--> <!--[endif]--> Tabyanın Osmanlı döneminde İbrahim Paşa tarafından inşa ettirildiği sanılmaktadır. Toros dağları üzerinde tekir boğazına hakim bir tepe üzerinde oval planlı olarak yapılan tabyanın duvar örgüsünde yöresel taş malzeme kullanılmış olup, duvarların iç ve dış yüzeyleri küçük dörtgen düzgün kesme taş ile örülmüş duvar araları moloz taşlarla doldurulmuştur. Doğu ve Batı yarım daire Burç şeklinde düzenlenen tabyanın, batı cephesi temel seviyesine kadar yıkılmış, doğu cephesi sağlam vaziyettedir. Kuzeyden ana girişi olan tabyanın iç kısmında tonozlu mekanlar yer almakta olup, tabyanın su sarnıcı ve diğer bölümlerinden bir kısmı günümüze kadar sağlam biçimde gelebilmiştir. Tabyanın üst kısmında ise tabyayı çepe çevre saran iç kısımları tuğla örülü, basık kemerli mazgal delikleri bulunmaktadır. İbrahim Paşa tabyası Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek kurulunun 13.02.1986 gün ve 1829 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14.10.1993 gün ve 1549 sayılı kararı ile ise Tabyanın korunma alanı sınırları 1/25000 ölçekli harita üzerinde belirlenmiştir. 3—ANIT AĞAÇLARI : <!--[if !vml]--> <!--[endif]--> Pozantı ilçesi sınırlarında 3 adet ağaç mevcuttur. Bunlar Çetinlik Dağı orman arazisi içinde bulunan Sedir ağacı, Belemedik köyünde bulunan Çınar Ağacı ve Bürücek Yaylasında bulunan Ceviz Ağacıdır. Kurulumuzun 22.10.2004 gün ve 200 sayılı kararı ile tescil edilen Sedir Ağacının 635 yaşında , kurulumuzun 26.11.2004 gün ve 245 sayılı kararı ile tescil edilen Çınar ağacının 200 yaşında, kurulun 27.01.2005 gün ve 331 sayılı kararı ile tescil edilen Ceviz Ağacının 380 yaşında olduğu tahmin edilmektedir. 4—ANAHŞA KALESİ : <!--[if !vml]--> <!--[endif]--> Geç Bizans dönemi yapılarından Anahşa Kalesi Pozantı – Ankara D-750 karayolunun batısında ulaşılması oldukça zor ve 1800 m yüksekte, vadiye hakim bir savunma kalesi olarak yapılmıştır. Güney tarafı sarp ve kayalıktır. Geniş bir tepe üzerindedir. Kuzeyde iki burun vardır. İç kısmında ise tonozlu yapılar ve su sarnıçları yer alır. Üst kısmında bilhassa doğu ve batıda mazgal dedikleri kaleyi çevrelemektedir. Kaleye ana giriş kuzeydendir. Anahşa Kalesi Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksel Kurulunun 13.02.1986 gün ve 1829 sayılı kararı ile kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Kurulun 26.11.2004 gün ve 244 sayılı kararı ile de korunma alanı sınırları belirlenmiştir. KAYNAK : KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
|