Volkan Uysal Fransa Savunma Ataşesi Yarbay Benoit De La Ruelle ve Personeline Belemedik'i Tanıttı
 

Okunma Sayısı : 959

 Image

11 Mart 2010 Perşembe günü ikindi sularında Osmaniye istikametine doğru gitmekte olan Fransa Ankara Savunma Ataşesi Benoit De La Ruelle, asistanı Madam ve Ulaştırma Personeli Ali Yıldırım refakatinde Pozantı'yı ziyaret ettiler.Yolda yaya olarak giderken Atatürk Anıtı civarında duraklayan aracın içinde bulunan Ataşe  Yarbay Ruelle ve personeline yardımcı olmak için kendilerine doğru yaklaşan Hasan Yıldırım ve Mehmet Arısoy'a ''Biz Ankara'dan geliyoruz.Fransa Savunma Ataşesi buranın işgal dönemindeki tarihi ile ilgili görsel ve yazılı dökümanlara sahip birileriyle görüşmek istiyor.Ayrcıa Belemedik'i gezmek ve geçmişi hakkında bilgi edinmek istiyor'' şeklinde bilgi veren Ulaştırma Personeli Ali Yıldırım ziyaret sebeplerini açıkladı.Haberin devamı ve fotoğrafları için tıklayınız...

...Bunun üzerine büyük bir misafirpervelik  örneği göstererek hemen harekete geçen Hasan Yıldırım ve Mehmet Arısoy,bana telefonla ulaştılar. Belediye Hal Pasajı civarında bulunduğumu belirttikten sonra orada beklememi rica ettiler.Kısa bir süre sonra Matbaa Sokak Belediye Hal Pasajı önüne park edilen resmi araçtan inen Ali Yıldırım beni Savunma Ataşesi ve asistanı ile tanıştırdı.Bana ulaşmaları için bizzat kendilerine refakat eden Hasan Ağabey ve Ali Yıldırım Sayın Ruelle'nin ziyaret sebebini anlattılar.

 

  Perşembe gününün aydınlık saatleri dolmak üzere iken zaman yavaş yavaş karanlığın içine doğru ilerliyordu.Ve ben gülümseyen ve meraklı ve düşünceli gözlerle bana bakan bu yabancı konuklarımıza elimden gelenin en iyisiyle yardımcı olmak zorundaydım.Bize yakışan buydu.Gelenin kim olduğunun önemi yokru.Onlar bizim misafirimizdi.Ayrıca benim bilgi birikimime ve çalışmalarıma değer vererek misafirlerimizi bana yönlendiren insanların gösterdiği misafirperverliği aynı doğrultuda devam ettirmeliydim.

 

  Aracın ön koltuğuna bidim ve sevgili Ali Yıldırım'a seslendim:

 

   ''Hava iyice kararmadan Belemedik'e doğru gidelim Ali Bey''

 

  Bir düş yoludur Belemedik.Engin Torosların nazlı çiçeği Belemedik.Heybetli dağ kayalarının,kır çiçeklerinin, uzun ince ve uçsuz bucaksız süzülen demiryolunun şiirsel güzelliği büyülemişti misafirlerimizi. İçindeki taşlara çarparken sevdalanası Çakıt'ın suyu, akıntının söylediği yorumsuz türküye ritim tutuyordu umarsızca.Geçerken bu güzelliklerin ortasından bir sohbete başladık birden:

Volkan Uysal: ''Belemedik güzergahı bir doğa harikasıdır.Bir zamanlar Bagdat Demiryolu'nun en zorlu bölümü olan ve inşaası tam 20 yıl süren Toros Tünellerinin şantiyesi olan Belemedik'e yaklaşıyoruz.Az bir yolumuz kaldı Sn. Ruelle.Umarım buraları siz de bizler gibi çok beğenmişsinizdir. Bu gördüğünüz coğrafyada bulunan tünellerin yapımı sırasında nice canlar yitirmişsiz.Uçurumlardan aşağı yuvarlanan işçileri kurban vermişiz bu demirden yol için.Askerimiz,cephanemiz ve bugün yolcularımız ulaşabilsin diye ulaşmaları gereken diyarlara.''

 

  Aracı kullanmakta olan sevgili Ali Yıldırım noksansız şekilde anlattıklarımı Fransızca'ya tercüme ediyordu.Hatta bazı konuşmaları Türkçe olarak anlıyor ve başıyla onaylıyordu Yarbay Benuelle.Çakıt'la beraber yan yana akıyorduk Belemedik'e doğru.Az bir yolumuz kalmıştı.Birden Yarbay Benuelle seslendi oturdu yerden:

''Vulkan Bey! Bilemedik doğa harika ama suda ve çevredeki çöpler güzel değil.Bizim Fransa'da da eskiden bu şekildeydi.Ama sonradan düzeldi.''

 

  Adam haklıydı sonuna kadar.Doğru söze yanlış diyemedim ve diyemezdim..Yıllardır bu güzel yere gelerek piknik yapan bazı duyarsız insanların olduğu yerde bıraktıkları çöpler,poşetler...İçki alemi yapanların arkalarından vatanlarının bu güzel topraklarına hatıra olarak bıraktıkları rakı ve bira şişelerinin cam kırıkları...Rüzgarla birlikte ordan oraya savruluyordu bütün pislikler.Bunu Fransız Yarbay'ın demesiyle görmemiştim zaten.O sadece malumu bir yabancı gözüyle ilan etmişti.Buraya fotoğraf çekmek,araştırma yapmak ve Şehit Kasım Hoca'nın kabrini ziyaret etmek  için her gelişimde bazı duyarsız insanlarımızın yeğane hatırası olan bu pislikler, içki şişelerinin yol üstünde ve Çakıt kenarındaki cam kırıkları resmen yüreğimizi çiziyor ve kanatıyordu.

 

Volkan Uysal: ''Sayın Yarbayım, bu pislikleri atanlar maalesef içimizde bulunan duyarsız insanlar.Sahip oldukları güzelliklerin kıymetini bilmeyen zavallılar.Bunların hangi milletten olduğunun bir önemi yok.Bizim duyarlı insanlarımız da bu manzaralardan çok şikayetçiler.''

 

Ve en sonunda Belemedik İstasyonu civarından geçerek köye geldik.Hava kararmak üzereydi.Onları hemen Belemedik Anıt Ağacı'nın önüne götürerek ağaç hakkında  bilgiler verdim.Hava oldukça soğuk olduğundan aracın bağajından hemen ceketlerini alarak giydiler.Asistan Madam fotoğraf makinesini eline alarak Anıt Ağacını ve Alman şanitiye binalarını fotoğraflamaya başladı.Ben bir yandan kendilerine Belemedik şantiyesi ile ilgili bilgiler verirken Yarbay Ruelle heyecan ve merakın birleştiği gözlerle etrafı inceliyordu.Anıt ağacının önünden ayrılarak misafirlerimizi üst mevkiide bulunan Alman Subay lojmanı,Alman Hastanesi,Şantiye Müdürü Baş mühendis rum asıllı Nicholas Mavrogordato'nun evi ve okulun bulunduğu bölümlere götürdüm.Tabii bu saydıklarım zamanında bakımları yapılmadığı için bugün harabe halinde idi.Birden Yarbay Ruelle omzumu tutarak bana seslendi

Image

''Vulkan Bey! Bu yonca şekilnde yapılmış olan havuzun ortası neden oyulmuştur?''

Volkan Uysal: ''Sayın Benuelle.Bizim bazı tarih severlerimiz tarihin toprağın bağrında sakladığı tarihi altınları bulmak için ellerinde makinalarla tarihi eserlerimizde gayri bilimsel incelemeler yaparlar.(!)Burada ve ülkemizin hemen hemen bütün tarihi eser bulunan  topraklarında bu tip manzaralara rastlayabiliriz.''

 

Gerçekleri konuşmak insanı özgün kılar.Sırf Türk oldukları için hırsıza,tarihi eser kaçakçılarına,ülkemizin cennet kokan toprağını bıraktıkları çöplerle ve içki şişileriyle batıran ve milletimizi bu insanların gözünde mahçup edenlere sahip çıkacak ve bu görüntüler karşısında kıvıracak adam olamazdım.Bu bir gerçekti.Adam gözleriyle bütün tahribatı ve pisliğimizi görmüştü.Bu hırsızlar yüzünden bu toprağın nice tarihi değerleri yurt dışına kaçırıldı.Satıldı.Oysa ki hangi çağdan ve uygarlıktan kalırsa kalsın bu toprağın içindeki yine bu ülkenin malıydı.

Image

  Saat 19:15...Hava artık kararmıştı.Osmaniye'ye  devam etmeleri gerektiğinden fazla vakitleri kalmamıştı.Son olarak birlikte bu günün anısına fotoğraflar çekilerek bu buluşmayı ölümsüzleştirdik.Kendilerini misafir etmek istediğimi,en azından bir akşam yemeği ikram etmeyi arzuladığımı söyledim.Sonuçta bu insanlar her ne kadar kötü manzaralarla karşılaşmışlarsa da bunun her milletin içinde olabilecek duyarsız insanlar tarafından oluşturulduğunu,Türk'ü ve Pozantılı'yı iyi ya da kötü gerçeklerine karşı  objektifliği,misafirperverliği ve yüksek insani duygularla anması gerekiyor, bunu sağlama görevi de bizlere düşüyordu.Elbette onların da kendi ülkelerinde eşelştirdikleri unsurlar vardı.Ve ben bunun için en samimi duygularla bizim yüksek terbiye ve medeniyetimizi milletimi temsilen göstermeye gayret ediyordum.Nazik davetim için teşekkür ettiklerini ancak gitmelerini gerektiğini tekrarladılar.

 

 Pozantı'ya doğru yol alırken Yarbay Benulle'nin asistanı Madam bana iletişim bilgillerini kağıt üzerinde sundu.Ben de kendi bilgilerimi ve sitemin adresini not düşerek asistana ilettim.Derken yeniden sohbete koyulduk:

''Sayın Ataşe Ruelle, ben bir Türk olarak gerek milletimi ve gerekse gelmiş olduğunuz Pozantı'nın insanınıı temsilen sizleri iyi bir şekilde ağırlamaya ve yardımcı olmaya çalıştım.Ben sitemde de göreceğiniz gibi Fransızların Pozantı'yı İşgali ile ilgili yazılı ve görsel materyal anlamında araştırmalar yapıyorum.Ben bir Müzik öğretmeniyim.Bir tarihçi değilim.Ama her ulusun kendi geçmişini bilmesi gerektiğine inanıyorum.Ben de kendi üllkemin,özellikle de görev yapmakta olduğum ve Kurtuluş Savaşı döneminin en hayati cephelerinden olan Pozantı'nın tarihine merak duyuyorum.Sizden istirhamım  Fransa Devlet ve  Askeri Arşivinde bulunan ve Binbaşı Pierre Mesnil ve 412. Piyade Taburu'nun bu ilçeyi işgali ile ilgili yazılı ve görsel belgelere ulaşabilmem için bana yardımcı olmanızdır.Bir zamanlar işgal için bu topraklara gelmiş olan atalarınızın buradan ayrılmalarının ardından bugün iki dost olarak siz ve ben el sıkıştık ve bizim onur konuğumuz oldunuz.Türk milleti iyi niyetli olarak kapılarını çalan bütün yabancı konuklarına her zaman için benim gösterdiğim tavrın aynısını göstermiştir ve gösterir.Bizler tarihte Fransa ile dost iki ülke olarak çok güzel bağlar da kurmuştuk.Fransızların ünlü ismi Franklin Beulon gerçek bir Türk dostu ve Ulu Önder Atatürk'ün samimi arkadaşı idi.İnsanlığıjn sevgi tohumları bütün kötülükleri yenecek güçtedir.''

Image

 ...Artık Pozantı'ya girmiştik.Ben Belemedik yol ayrımında inerek yürüyebileceğimi,yola gidecekleri için onlara zahmet vermek istemediğimi belirttimse de arka koltukta oturan Fransa Savunma Ataşesi Benoit De La Ruelle Ali Yıldırım'a beni bizzat Pozantı merkezine bırakmasını söyledi.Kastamonulu Ali Yıldırım'a onu ilk gördüğüm andan itibaren zaten kanım ısınmıştı.O da Yarbay Ruelle daha sözünü bitirmeden ''Hayır olmaz Volkan Hocam,bizzat çarşıya bırakacağım sizi'' diyerek benim düşünceli davranışıma aynı ölçüde nezaketle karşılık verdi.Arabadan tam inerken arka kapıyı açarak dışarı çıkan Yarbay Ruelle samimimi bir yüz ifadesiyle çok teşekkür ettiğini ve bugünü hiiç unutmayacağını söyledi.

Volkan Uysal: ''Sayın Yarbay, birgün geniş bir zamanınızda sizi tekrar bekleyeceğim Pozantı'ya.Savaşın yaşandığı tepeleri,hala izleri duran mevzileri size gezdiririm.Size bu memleketin  kaliteli suyunu,etini,şalgamını tattırmak isterim.Birgün mutlaka bekliyorum sizi...''

Image

Aracın içinde bulunan ülkemin güzel insanı Ali Ağabey ve asistan Madam ile el sıkıştıktan sonra ardından el salladığım araç ve içidekiler Osmaniye'ye doğru hareket ederek gözden kayboldular.

Image

Yazar: Volkan Uysal

16 Mart 2010 @Pozantı

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

 

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Yazdır
E-mail olarak gönder
İlgili Makaleler

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 

Yorum Sayısı: 2 / 2

türklerin misafirperverligi

Yazan:: tugba ögür 8/A () Tarih: 19-03-2010 15:15

türklerin misafirperverligi

Yazan:: tugba ögür 8/A ( IP 83.66.89.144) Tarih: 19-03-2010 15:15

allah razı olsun hocam okudum yukarıda yazdıklarınızı gerçekten belemediğimizi çok güzel tanıtmışşınız siz diğer öğretmenlerden farklısınız siz gerçekten sevilmeye layıksınız hocam başarılarınızın devamını dilerim. :) ;) :roll :zzz

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

» Yorumu cevapla...

TÜRK MİSAFİRPERFERLİGİ

Yazan:: oOKTAY KAYA () Tarih: 17-03-2010 14:09

TÜRK MİSAFİRPERFERLİGİ

Yazan:: oOKTAY KAYA ( IP 88.226.190.49) Tarih: 17-03-2010 14:09

VOLKAN HOCAM ALLAH YOLUNU AÇIK ETSİN BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

» Yorumu cevapla...

Yorum Sayısı: 2 / 2



Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
 
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  This image contains a scrambled text, it is using a combination of colors, font size, background, angle in order to disallow computer to automate reading. You will have to reproduce it to post on my homepage
Gördüğünüz karakterleri yandaki boş alana yazınız:

   
   



mXcomment 1.0.9 © 2007-2010 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved